GÜNEYDE CENNETTEN BİR KÖŞE: LAVANTA BAHÇELERİ

Pinterest LinkedIn Tumblr +

Türkiye’nin göller bölgesinde yer alan Isparta, tarih boyunca farklı medeniyetlere ev sahipliği yapmış. İlk başlarda yetiştirdiği güller sayesinde adını duyuran Isparta, şimdilerde ise adeta cennetten bir parça gibi görünen dünyaca ünlü Lavanta Bahçeleri ile gündemde.

Türkiye’nin deyim yerindeyse saklı hazinelerinden biri olan, Isparta’nın ünlü Lavanta Bahçelerini ve şehrin görülmesi gereken noktalarını sizler için bir araya getirdik. İşte Isparta’nın hazineleri…

LAVANTA BAHÇELERİ

Torosların dibinde, yüksek bir tepe üzerine kurulmuş olan Kuyucak Köyü, Lavanta Bahçeleri ile kaplıdır.1975’te ilk lavanta fidelerinin gelmesiyle başlayan bu macera, Kültür ve Turizm Bakanlığınca “Gelecek Turizmde” projesiyle birlikte büyüyüp gitti. Fransa’nın “Provence Bölgesi” ile büyük benzerlik taşıyan bölge, kelimenin tam anlamıyla Türkiye’nin Lavanta Cenneti. Türkiye’de keşfedilmeyi bekleyen nadide yerlerden biridir. Günümüzde kullandığımız tüm ürünlerin Lavanta ihtiyacının yüzde 93’ünü karşıladığı bilinmektedir. Turistler tarafından yoğun ilgiye uğrayan yer, turizmi ve üretimi geliştirme amacı gütmektedir. Mor çiçeklerle örtülü, uçsuz bucaksız Lavanta Bahçelerini geçtiğimiz yıl 1 milyona yakın kişi ziyaret ederek yoğun ilgi gösterdi.

PSİDİA ANTİK KENTİ

Isparta’nın Yalvaç ilçesinde eski çağlarda Gladyatörlerin savaştığı Psidia Antik Kentin çevresinin en erken bulguları günümüzden 8 milyon yıl öncesinde yaşamış hayvan fosilleri bulunan, Tokmacık yöresiyle başlamıştır. Kentte Roma ve Bizans dönemine ait kalıntılar bulunmakta, merkezinde ise Tiyatro, Tiberius alanı, Propylon ve Augustus Tapınağı yer almaktadır. Ayrıca Tiberius alanının yakınlarında Bizans kilisesinin de kalıntıları ve su kemerleri görünmektedir. 1980li yıllardan bu yana, Kültür ve Turizm Bakanlığınca kurtarma kazı çalışmaları yapılmaktadır. Tarihi kalıntılar taşıyan Psidia Antik Kenti birçok yerli ve yabancı turiste ev sahipliği yapmıştır.

GÜL BAHÇELERİ

İnsan yaşamında özel bir anlamı olan Gül, insan yaşamında sevginin temsili olan bir çiçektir. Gül’ün orijinali Doğu Asya’dan çıkmadır. İlk olarak Hindistan veya İran’da üretilen ve daha sonrasında buradan Avrupa, Anadolu, Kuzey Afrika ve Doğu Asya’ya ulaşmıştır. 35 yıllık bir geçmişe sahip olan Gül’ün Türkiye’de üretildiği ve temsil ettiği yerlerden biri de Isparta’dır. Isparta’nın Gülüyle meşhur olduğunu bilmeyenimiz yoktur elbette. Ancak burada üretim, binlerce yıl öncesinden başlamadı. 150 yılı geçmeyen bir tarihe sahip olan Isparta’dan önce gül üretimi Burdur ve Denizli illerinde yapılmaktaydı. Gül üretiminin başlangıcını meydan beyoğlu ismi ile bilinen İsmail Efendi getirmiştir. Kendinizi sanki bir film setinde hissedeceğiniz Gül Bahçeleri, turistler tarafından yoğun bir ilgi akımına uğruyor.

SALDA GÖLÜ

salda gölü

Türkiye’nin Maldivleri Salda Gölü’nü bilmeyeniniz yoktur. Çoğu yerde de “Türkiye’nin Maldivleri” şeklinde aratsanız bile karşınıza direkt Salda Gölü çıkacaktır. Uçsuz bucaksız mavi tonlarının birleştiği, bembeyaz kumsalı, adeta sakinlik ve huzur veren Salda Gölü, özellikle yabancı turistlerin akınına uğruyor. Birçok kesimden insanı birleştiren Göl, “Dünyadaki Mars” olarak da adlandırılıyor. Suyun kireçli olmasından dolayı sabunlu suya girmiş hissi veren Salda Gölüne Dünyadaki Mars denilmesinin bir diğer nedeni de, Marsta bulunan yüksek magnezyum içerikli beyaz kayaçlar, Salda Gölünde de bulunuyor. Burdur’un Yeşilova ilçesinde bulunan nadide yer, Dmax’le görülmeye değer.

MİMAR SİNAN CAMİİ

Isparta’nın en eski camilerinden olan Mimar Sinan Camii, Osmanlı Döneminde Kanuni Sultan Süleyman zamanında diğer adıyla Firdevs Bey Camii de diyebileceğimiz Firdevs Paşa tarafından 1561  yılında Mimar Sinan’ın tarzıyla, ihtiyaçlarının karşılanması adına yaptırılmıştır. Tek kubbeli olan cami, dönemin ve günümüzün en meşhur camileri arasında yer almaktadır. Türkiye’nin yıllardır ayakta olan nadide eserleri arasına girmeyi başaran cami, kapılarını 455 yıldır ibadete açıyor.

Paylaş.

Yorumlar Kapalı