HAYALET ŞEHİR, ÇERNOBİL

Pinterest LinkedIn Tumblr +

Alışılmışın dışında bir seyahat rotası olan Pripyat, bilim kurgu filmlerinden fırlamış distopik görünümü ile ziyaretçilerine daha önce hiç yaşamadıkları bir deneyim vadediyor ve insanlığın kötü yüzüne ayna tutuyor. Neredeyse kırk yıl önce kalabalık nüfusu, dolu sokakları ve gündelik yaşamıyla capcanlı bir şehir olan bu yer, 1986 yılında yaşanılan talihsiz bir radyoaktif patlama sonucu artık hayalet şehirden başka bir şey değil… Nükleer santral çalışmaları için 1950 yılında Sovyet Rusya tarafından, Belarus’un 20 km sınırına kurulan Pripyat, “Güllerin Şehri” ünvanına sahipken 1986 yılında Çernobil reaktörünün patlamasıyla beraber “Hayalet Şehir” ünvanına sahip olmuş. Peki, burada ne oldu? Bu bölgeyi önemli kılan şeyler neler? Gelin, sizler için derlediğimiz yazımızda beraber görelim.

PATLAMANIN YOK ETTİĞİ YAŞAM
1986 yılında, Doğu Avrupa semalarında, akşam saatlerine doğru büyük bir patlama sesi duyuldu. Bu
patlama sesi 100 bin insanın yaşadığı, işçi şehri olan Pripyat’tan geliyordu. Çernobil’de ki 4 numaralı
nükleer santralden çıkan bu büyük ses, bölgedeki tüm yaşam formunu sonsuza dek değiştirecek gelişmelerin habercisiydi. 1 gün öncesine kadar her şeyin normal olduğu, insanların sokaklarda yürüdüğü, işine gittiği ve yaşadığı bölge, patlamanın yarattığı aşırı radyasyondan dolayı hemen boşaltıldı ve insanlar otobüslerle ülkelerin farklı noktalarına gönderildi.
Bilim insanlarına göre bundan daha büyük bir nükleer patlama gerçekleşmemiş. Çernobil Nükleer Faciası,
ülkemizin kuzey bölgesi, Karadeniz kıyılarına kadar radyasyon etkilerini hissettirdi. Hala herhangi bir
yaşam formunun olmadığı bu sessiz bölge, yakın zamanda ise kontrollü olarak turizme açıldı.

GERİDE KALANLAR
Çernobil, Ukrayna gezisi esnasında çat kapı “Bir de burayı gezelim, bakalım neler göreceğiz?”
diyebileceğimiz bir bölge değil. Haliyle arabaya atlayıp normal bir gezi yapılabilecek turistik bir rota
durumunu da taşımıyor. Buraya ziyaretleri gerçekleştirmek için belirli şartları ve gereklilikleri karşılamak, öncesinden ayarlanmış bir tur planıyla orada olmak bu yüzden önem arz ediyor.

Bölgede, 1986 yılındaki patlamanın yarattığı yoğun radyasyon, ziyaretçilerinin kol ve bacakları dahil vücudunun her bölgesini gezi sırasında kapalı tutma zorunluluğu doğuruyor. Ellerinizde taşıyacağınız radyasyon ölçüm cihazıyla bölgede belirli bir sınırın üstüne çıkmadan güvenli bir şekilde seyahatinizi gerçekleştirmeniz çok sıra dışı bir deneyim olsa gerek. Öte yandan, gezi sırasında 40 sene önceki hayatın izlerini görebilir, geçmişte burada yaşayan insanların eşyalarını etrafta bulabilirsiniz. Kapalı havuzlar, spor salonları, lunaparklar, kütüphaneler, binalar, kaybolan bir şehir… Gezi esnasında gördüğümüz acı gerçekler yürekleri burksa da fark etmemiz gereken bir gerçek daha var. O da doğanın gücü… Tüm şehrin çok uzun süredir kullanılmıyor olması ve doğayı tahrip edebilecek hiçbir yaşam formunun bulunmaması doğanın tüm şehri ele geçirmesine sebep olmuş. Buna tanıklık etmek ise gerçekten bir hayli heyecanlandırıcı ve eşi benzeri olmayan bir deneyim.

CHERNOBYL
Çernobil’de ki nükleer facia, bilim insanlarının nükleer santrallere olan yaklaşımını bir hayli değiştirmiş
gibi görünüyor. Rusya, 2016 yılında “Çelik Kalkan” adını verdiği devasa bir yapıyla patlamanın olduğu alanın bir örtüyle kapatır gibi kapattı ve bu da radyasyon riskini çok azalttı. Böylelikle bazı bölgelere erişim sağlandı.Yapacağınız turistik ziyaret öncesi, HBO’nun yapımcılığını üstlendiği “Chernobyl” adlı 6 bölümlük diziyi izlemenizi tavsiye ediyoruz. Eleştirmenlerden tam not alan bu yapım, gizemli olaylarıyla Çernobil’deki patlamanın tüm sürecini sanatsal bir form olarak dış dünyaya aktarıyor.

“Deniz, kum, güneş” üçlüsünden farklı bir seyahat planı oluşturmayı düşünüyorsanız, Çernobil-Pripyat
kesinlikle beklentilerinizin ötesinde bir rota olacak

Paylaş.

Yorumlar Kapalı