İSTANBUL’UN MİRASLARIYLA TANIŞIN!

Pinterest LinkedIn Tumblr +

Kim bilir yıllardır kaç şairin dizelerine konu, kaç ressamın tualine boya, kaç fotoğrafçının vizörüne kadraj oldu aziz şehir İstanbul. Yüzyıllardır yerli yerinde duran yapıları, medeniyetleri birleştiren köprüleri, çocukların hala ara sokaklarda top koşturduğu tarihi sokakları ve binyıllardır bıkmadan usanmadan akan serin boğazıyla şehr-i İstanbul. Sizler için uzman seyahat danışmanlarımızın ve deneyimli rehberlerimizin İstanbul önerilerini bir araya getirdik;


GALATA KULESİ
İstanbul’un dillere destan siluetinin belki de en önemli parçası olan Galata Kulesi, şehrin en çok ziyaret edilen noktaları arasında yer alıyor. 67 metre uzunluğundaki kule, tepesinde bulunan seyir bölümü ile ziyaretçilerine 360 derece nefis İstanbul manzaraları sunmaktadır. Unesco Geçici Miras Listesi’nde bulunan yer alan Galata Kulesi İstanbul’un en ikonik yapılarından biri olarak kabul ediliyor. Bizans İmparatorluğu döneminde inşa edilen kule, tarih boyunca Romalılar, Venedikliler, Cenevizliler ve Osmanlılar tarafından çeşitli amaçlar için kullanılmış. 1960 yılında geçirdiği detaylı restorasyon çalışmalar sonucu ziyarete açılan Galata Kulesi, çok sayıda efsanenin baş karakteridir.


TOPKAPI SARAYI
1460 – 1478 yılları arası yapımına başlanan ve 19. Yüzyıla kadar çeşitli eklememler ile yapımı süren Topkapı Sarayı, inşa edildiği günden itibaren yaklaşık 400 yıl Osmanlı Devleti idaresinin merkezi olmuştur. Yaklaşık 300.000 metrekarelik bir alana yayılan Topkapı Sarayı’nın içinde devlet yönetiminin gerçekleştirildiği, saray idaresinin gerçekleştirildiği ve padişah ve devlet yöneticilerinin yaşam alanlarının oluştuğu çeşitli bölümler bulunmaktadır. Fatih Sultan Mehmet tarafından yeni saray anlamına gelen Saray-ı Cedid ismi verilen Topkapı Sarayı, günümüzde tarihi yarımada olarak bilinen bölgede konumlanmaktadır. Her yıl Türkiye’nin ve dünyanın çeşitli noktalarından yüzbinlerce ziyaretçi ağırlayan Topkapı Sarayı, şehrin tarihine ışık tutan yapılar arasında ilk sırayı almaktadır.


YEREBATAN SARNICI
İstanbul’un en ilgi çekici yapılarından biri ise yine tarihi yarımada bölgesinde bulunan Yerebatan Sarnıcı’dır. Yaklaşık 1.000 metre karelik alana yayılan Yerebatan Sarnıcı’nın yapıp amacı bölgenin su depolama ihtiyacının karşılanmasıdır. İstanbul’un fethinden sonra bir süre daha kullanılan ve Topkapı Sarayı’nın bahçelerine su aktarılan sarnıç, bünyesinde toplam 336 sütun barındırmaktadır. Suya saplanmış sayısız mermer sütun görüntüsü ile turistlerin hayli ilgisini çeken bu yapı aynı zamanda içinde bulundurduğu sütunlardan birinin altına kaide olarak yerleştirilmiş Medusa Başı ile de tanınmaktadır.


KAPALI ÇARŞI
Ünü İstanbul’un kendisi kadar dünyaya yayılmış Kapalı Çarşı, dünyadaki bilinen en eski kapalı çarşı olma özelliği taşımaktadır. Osmanlı İmparatoru Fatih sultan Mehmet’in talimatıyla 1461 yılında inşaatına başlanan Kapalı Çarşı kısa süre içinde tamamlanan ilk bedesten bölümüyle İstanbul’un ticari hayatına girmiş ve yine çok geçmeden İstanbul’un ticari hayatının kalbinin attığı bir merkez haline gelmiştir. Günümüzde içinde yüzlerce mücevher, kilim, kıyafet ve muhtelif dükkanların olduğu Kapalı Çarşı Evliya Çelebi’nin Seyahatname’sine de konu olmayı başarmış bir yapıdır. Günümüzde İstanbul’un ticari odağı genişleyen şehir koşullarına uygun şekilde dağılım gösterse de hala alışverişini Osmanlı atmosferinde gerçekleştirmek isteyen İstanbul sakinlerinin ve İstanbul’u ziyaret eden turistlerin gözde alışveriş noktaları arasında yer almaktadır.


İSTANBUL ARKEOLOJİ MÜZELERİ
İstanbul’un ve dünya tarihinin derinliklerine ışık tutan bir diğer İstanbul ikonu ise şüphesiz İstanbul arkeoloji Müzeleri. Arkeoloji Müzesi, Eski Şark Eserleri Müzesi ve Çinili Köşk Müzesi olmak üzere 3 ana bölümden oluşan İstanbul Arkeoloji Müzeleri, dünyada müze olma amacıyla inşa edilen en eski 10 yapı arasında bulunuyor. 1891 yılında İmparatorluk Müzesi olarak kurulup ziyarete açılan müze, günümüzde içinde 1 milyonu aşkın eser barındırıyor. Müze içerisinde yer alan eserlerin en önemlileri arasında İskender Lahdi, Kadeş Barış Antlaşması Tableti ve üzerinde dünyanın ilk aşk şiiri bulunan tablet yer alıyor. Tarihi yarımada bölgesinde bulunan İstanbul Arkeoloji Müzeleri her yıl binlerce yerli ve yabancı turist tarafından ziyaret ediliyor.


AYASOFYA CAMİİ
İstanbul’un kadim yapılarından biri olma özelliği taşıyan Ayasofya Camii, tıpkı Galata Kulesi gibi, şehrin tarihi tanıklarından biri olma özelliği taşıyor. 1. Justinianus tarafından 532-537 yılları arasında yaptırılan yapı, dönemin önemli mimarları Anthemios ve İsidoros tarafından tasarlanmıştır. İnşa edildiği günden İstanbul’un Fethi’ne kadar katedral olarak kullanılan yapı, bu tarihten sonra Camii’ye dönüştürülmüş ve varlığını bu şekilde sürdürmüştür. Cumhuriyetin ilanıyla birlikte müze statüsü verilen Ayasofya Camii, 2020 yılında alınan bir karar ile Camii statüsünü tekrar kazanmıştır. Önemli bir ibadethane olmasının yanı sıra dünya mimarlık tarihinin en önemli anıtları arasında yer alıyor.


DOLMABAHÇE SARAYI
İstanbul’un en görkemli yapılarından bir diğeri de İstanbul Boğazı’nın kıyısında yer alan Dolmabahçe Sarayıdır. 31. Osmanlı Padişahı Sultan Abdülmecid tarafından 1843-1856 yılları arasında yaptırılan saray, Osmanlı’daki çağdaşlaşma akımının bir dışavurumu olarak göze çarpmaktadır. Batı mimarisine uygun olarak Barok unsurların ön planda olduğu saray, yaptırıldığı günden sonra devlet yönetiminde kullanılan önemli bir merkez halini almıştır. Haremlik, Selamlık ve Tören Salonu olmak üzere 3 ana bölümden oluşan Dolmabahçe Sarayı, Cumhuriyet’in ilanından sonra Mustafa Kemal Atatürk tarafından da kullanılmıştır. Bugün İstanbul’un en çok ziyaret edilen yapıları arasında yer alan Dolbahçe Sarayı, aynı zamanda Cumhuriyet’in kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün son günlerini geçirdiği ve ebediyete intikalinin gerçekleştiği yer olmaktadır.

Paylaş.

Yorumlar Kapalı